Ortadoğu'da İslami Uyanış ve Bahreyn Kerbelası

Ehl-i Beyt Alimler Derneği tarafından 27 Kasım 2011 günü düzenlenen "Ortadoğu'da İslami Uyanış ve Bahreyn Kerbelası" başlıklı uluslararası konferansta yapılmış konuşmanın metnidir.


Kerb günlerindeyiz dostlar; karanlık fetretin zifire kestiği zamanlardayız.

Aklın, vicdanın, insafın ayazındayız.

Öyle bir fikir ayazı ki bu, Mısır’da, liberal demokrasinin 30 yıldır iktidarda tuttuğu, İsrail’i koruyup kollaması için büyük bütçelerle desteklediği diktatör devrildiğinde Mısırlılara gösterilen kurtuluş, o liberal demokrasilerin kucağına sığınmak oluyor.

Öyle bir fikir ayazı ve çoraklığı ki bu, 10 yıldır İslam’la savaşan yeni sömürgecilik, himayesine muhtaç olduğumuz korunak sıfatıyla savunuluyor.

Öyle bir kültürel çoraklık, kuraklık ve bereketsizlik mevsimindeyiz ki, Müslüman beldelerden yükselen özgürlük çığlığının imdadına NATO’nun koşması talep ediliyor.

NATO istilası marifetiyle ve yeni sömürgecilerin himaye ve vesayetinde özgürleşme, İslam diyarının kurtuluş reçetesi olarak sunuluyor.

Öyle bir fikir ayazıdır ki bu, Washington-Tel Aviv mahreçli istiklal ajandası, Müslüman milletlerin değişim programı olarak selamlanıyor.

Batılıların baskısı veya teşvikiyle değişim doktrini, Müslüman halklara model olarak dayatılıyor.

İşte Bahreyn devrimi, bu çizelgenin dışında hareket ettiği için ıssızlığın ortasında katledilmek isteniyor.

Bahreyn devrimi, “ne doğu ne batı” şiarının bugünkü dili olduğu için imha edilmek isteniyor.

Bahreyn’de akan kan, Kerbela’dan bu yana sızan açık yaranın kanıdır.

Bahreyn sokaklarında yere düşen her can, Kerbela toprağında yetişmiş nadide çiçektir.

Tekfircilerin temsil ettiği saraya ilişik Sünnilik, Ehl-i Beyt’e reva görülen zulümlere hep göz yumdu. Bugün de öyledir: Ehl-i Beyt’in muhiblerine ve tabilerine reva görülen zulümlere, saraylara ilişik Sünnilik göz yumuyor.

Saraylardan uzak duran, hak ve hakikate âşık Sünnilik ise İmam Şafi gibi haykırıyor: “Ehl-i Beyt’i sevmek rafızilikse insanlar ve cinler şahit olsun ki ben rafıziyim”

Yavuz Selim’in İslam beldelerini fethinden ilham alan anlayış, yeni Kerb ve Belalar peşindedir.

İslam beldesini fetih bidatini yere göğe sığdıramayanlar, İslam diyarını çoraklaştırmak ve kuraklaştırmak niyetindedir.

Şia’dan, Alevilerden, Nusayrilerden nefret eden tekfir ve nefret lejyonu pusuda bekliyor.

Irak’ta canlandırdıkları vahşet sahnelerini İslam beldelerine yayma emelindedirler.

Dostlarım, değerlerimiz altüst oldu.

Emperyalizme ve sömürgeciliğe karşı verilmiş şanlı mücadeleye burun kıvırıyorlar artık.

NATO bombardımanı eşliğinde iktidar değişikliğine ise övgüler düzüyorlar.

Zulüm, adaletin zıddı olarak görülmüyor; bedensel eziyetin anlamından ibaret hale geldi.

Suud saltanatı ve diğer sultanlar, 2006’da Hizbullah’a, 2009’da da Hamas’a karşı İsrail’i desteklemişti.

Lübnan’ı yeni sömürgeciliğin kucağına armağan edebilmek için düzenlemedikleri komplo, icra etmedikleri desise, ateşlemedikleri fitne kalmadı.

Şimdi de, İsrail’in yayılmacılığına karşı büyük bedeller ödeyerek nöbet bekleyen Hizbullah, İslami Cihad ve Hamas’ı takatsiz bırakmak istiyorlar.

“İran yayılmacılığı” adıyla bir tehdit icat edip ona karşı Pax-Romana'nın nüfuzu altına giren saray Sünniliği, tekfir ve karalamayla Bahreyn devrimini boğmaya çalışıyor.

Arap cahiliyesi, kabilelerden temsilciler toplayıp elbirliğiyle, işbirliğiyle Bahreyn devrimini katletmeye koşuyor.

Bahreyn'de halk, eli kanlı diktatöre karşı hak ve özgürlük şiarıyla ayaklandığı ve hiç silah kullanmadığı halde Suud ve diğer sultanların oluşturduğu çete eliyle sokaklarda katlediliyor, camiler yakılıp yıkılıyor, Kur’an-ı Kerim’ler yırtılmış ve yakılmış halde yerlerde sürünüyor.

Bütün bunlar, tekfir ve karalama kampanyasının hazırladığı Bahreyn Kerbela’sında yaşanıyor.

Ve ne yazık ki Türkiye, elinin kanıyla Ankara’ya gelmiş Bahreyn sultanını el üstünde tutabildi, krallar gibi ağırlayıp misafir edebildi!

Bahreyn devrimine minnettarız.

İslam diyarında, batılıların himayesi ve vesayeti dışında da değişimin mümkün olabileceğini gösterdi.

Bediüzzaman Said Nursi diyor ki: “Biz ferec ve ferah ve sürur ve fütuhat isteriz. Fakat kâfirlerin kılıcıyla değil! Kâfirlerin kılıçları başlarını yesin, kılıçlarından gelen fayda bize lazım değil.”

NATO marifetiyle değişim, milli iradenin derdine düşmüş değildir.

Bahreyn devrimi, Batılıların milli iradeye olan husumetini ifşa etmiştir.

Tıpkı İran İslam devriminin 33 yıldır ifşa edegeldiği gibi.

Tıpkı Lübnan’da Hizbullah’ın 33 günlük savaşla ifşa ettiği gibi.

Bu nedenle milli iradenin devrimlerini İran İslam devriminin ardına sıralıyoruz.

Yeni sömürgeciler ise Arap sokaklarındaki ümmi isyanları, “Arap baharı”nın peşine takmaya uğraşıyor.

Mısır’da milli iradenin, yolunu Arap baharından ayırdığında başına neler geldiğini gördük.

Suud saltanatının Hicaz topraklarındaki sahih itiraza reva gördüğü zulmü de izliyoruz.

Bahreyn devriminin sahih, katışıksız, şaibesiz ve lekesiz haysiyetidir ki, NATO marifetiyle değişim cephesinin, Bahreyn’e Kerbela yaşatmasına neden oluyor.

Bahreyn devrimi, yeni sömürgeciliğe boyun eğmeyen iradenin tecelligâhıdır.

Konuşmamı bitirirken, Bahreyn kurbangâhında şehid olmuş devrimcileri minnetle, saygıyla ve rahmetle anıyorum. Ailelerine sabır ve başsağlığı diliyorum.

Bahreyn devriminin gazilerini hayranlıkla ve şükranla selamlıyorum.

Beni sabırla dinlediğiniz için teşekkür ederim.
 

27.11.2011 12:00:00

Yorumlar
Mustafa Bayır   01.12.2011 09:18:43
Fikr-i Takip den de yazılarınızı izliyordum.İzlemeye devam Teşekkürler.
recep.tama   28.11.2011 08:56:49
Ortadoğu da İslami Uyanış ve Bayreyn Kerbelası yazınızla, Huseyini Kerbelalar dizininin son incisi Bayreyn direnişinin vaqarını öğrendik. İran İslam Cumhuriyetinin inkilabında olduğu gibi, sadece İmam İbrahim a.s.ın Ehli Beyt inin imaniyle; bütün tağuti güclere karşı savaşıldı. her zaman tağuti devletlerden en az birine meyleden muşrik devletler gibi eğilmeden, doğru bir islami idare kuruldu. buradan alınan örnekle, bundan böyle daha nice hanif beldelerde kurulan; Milleti İbrahim halkıyle oluruz.
Yorum Gönder
Ad Soyad
E-Posta
Yorum