Skip to content

Erdoğan yuvaya dönerken

Biz müminler, her şeyde hayır olduğuna inanırız. Yahut şer gibi gözüken şeylerden hayır çıkacağına. Halep’in, girdikleri heryeri viraneye çeviren teröristlerden arındırılıp kontrolün tamamen Suriye devletine geçmesiyle yeni bir sayfa açıldı. Bu yeni sayfanın sadece bölgesel değil, küresel dengeleri bile öylesine derinden etkileyeceği o kadar açık ki, ABD’nin Türkiye sefiri telaşla NTV’ye koşup neler söylemedi. Mesela Amerika’nın ülkelerin sınırlarına ve egemenlik haklarına riayet eden devletlerin başında geldiğini iddia etti. Rusya’nınsa bunun tam tersi olduğunu, sınır değiştirme işleriyle uğraştığını anlatıp Türkiye’yi Rusya’yla ilişkisinde dikkatli olmaya çağırdı. Tam bir stand-up komediydi.

Rusya, İran ve Türkiye’nin Moskova toplantısından dört gün sonra yakın gelecekte Kazakistan’ın başkenti Astana’da bir toplantı daha yapılacağı bilgisi medyaya yansıdı. Bu toplantı öncekinden çok daha önemli, çünkü bu defa konu sadece Halep değil, Suriye olacak ve liderler biraraya gelecek. Bu önemli haberi veren Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin’di. Putin, Esad’ın da Astana’daki buluşmaya katılacağını dünyaya duyurduğunda tüm başkentlerin kalakaldığına inanabiliriz.

Putin, onikinci basın konferansında İran, Türkiye ve Suriye cumhurbaşkanlarının Halep’in özgürlüğüne kavuşmasındaki rolünü övdü ve Suriye krizinin çözümü için Rusya, İran ve Türkiye’ye ilaveten Suriye Cumhurbaşkanı Esad’ın da Astana’daki toplantıya geleceğini açıkladı. Salonda bu cümlenin Putin’in ağzından çıktığı anı tarihe kaydetmek isteyen flaşlar birbiriyle yarışırcasına patladı. Basın konferansına katılan gazeteciler Rusça “wow” diye uğuldadı. Rusya lideri ismen saydı: Ruhani, Erdoğan, Esad. Bunun önemli anlamı, bu isimlerin dünyanın yeni liderliğinin şurası olarak takdim edilmesi. Arap dünyası için Suriye ve Esad, Arap Ortadoğusu dışından da Erdoğan’ın Türkiye’si ve Ruhani’nin İran’ı.

Bu gelişmenin batı âlemi için ifade ettiği manayı öteleyebiliriz. Batı, Suriye meselesinde ufukta giderek küçülen ve silikleşen aktör artık. Mevzunun büyük önemi, Erdoğan’ın, 2011’den bu yana Suriye meselesinde batı ittifakının ve rejim devirme planının parçasıyken makas değiştirmeye karar vermesi. Emevi Camiinde Cuma namazı rüyası gerçek olacak, ama rejim devirerek değil, Suriye’nin meşru hükümetinin başı Esad’ın davetiyle ve barış koşullarında. Asıl rüya gibi olan bu.

Karlov’un canına malolan barış süreci Putin’in soğukkanlılığı ve kararlılığı sayesinde neredeyse pek çok aşamayı sıçrayarak aştı ve Putin, Ruhani, Erdoğan, Esad buluşmasına ışınlanıp tek kalemde sonuca gitti. Şimdi dünya nefesini tutmuş, Astana’daki fotoğrafı görmeyi bekliyor.

Evet, Erdoğan, ait olmadığı ecnebi ortamından ve gurbetten, ev sahibi olduğu yuvasına dönüyor. Bundan rahatsız olacaklar/olanlar koalisyonu veya kokteyli hayli eğlenceli: Liberaller, radikal laisistler, vahhabi/selefi tekfirciler, mezhepçiler. Rahatsızlar, çünkü Rusya, İran ve Suriye (ikincil seviyede de Irak ve Lübnan) ile müttefik olacak Türkiye’nin Atlantik menşeli askeri darbelere, AB zabıtalığına, batı nezaretine bağışık hale gelmesinden kaygılılar.

Türkiye’de medyatik Şii ve İran düşmanlığının neden bugünlerde pik yaptığını şimdi anlamış olduk mu?

Published inYAZILAR

Be First to Comment

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir