Skip to content

Erdoğancılık maskeli FETÖ operatörlerini bertaraf etmek için dehşet dengesi

Batının Erdoğan’ı düşürüp ülkeye fenalık yapmaya geri saydığını ve bu kumpastan ancak Rusya ve İran’la ilişki kurularak korunulabileceğini senelerce, ama hususen Suriye krizi döneminde kıvamını arttırarak yazdım durdum. Unutmayalım ki, 15 Temmuz darbesinin ardındaki batı, Suriye’yi tarumar ederken omuz omuza olunan, Yemen ve Bahreyn’de Suud katliamına birlikte susulan aynı batıdır.

CENTCOM’un komutasında Suriye’yi tarumar eden teröristlere “mücahit” diyen Davutoğlu tilmizleri şimdi “15 Temmuz’u CENTCOM yaptı” cümlesini tekrarlıyor. İyi de halihazırda Amerikalıların Menbic’te PKK’yı sevk ve idaresinin Haleb’e yansıması “ılımlı muhaliflere destek”tir. Türkiye’nin ÖSO’su FETÖ’yü de aynı modelle doğurttular.

Batıdan Türkiye’ye devam eden salvolara yeterli tepki verilememesi, batıya sonsuz güvenip alternatif ittifak sistemini çalışmamaktan. Suriye’nin batıya karşı Rusya ve İran’la ilişki sayesinde korunmasının 15 Temmuz sonrasında Türkiye’ye emsal olması kaderin ilginç cilvesi.

Erdoğan, İran Dışişleri Bakanı Zarif’in ziyareti sırasında Hamenei’nin “Bölge dışı güçler Suriye’ye müdahale etmesin” sözünü tekrarladı. Zarif de Moskova, Tahran, Ankara zirvesi önerdi. Lakin Yeni Şafak hemen devreye girip (16 Ağustos 2016) “Esad’ın suikast timinin Erdoğan’ı öldürmek üzere Türkiye’ye girdiğini” duyurdu. Hatta o tim Ankara’da saklanıyormuş. Başbakan Binali Yıldırım’ın, AK Parti grup toplantısında Suriye’de güzel şeyler olacağını müjdelediği günün akşamı başladı bu operasyon. Üssü Pensilvanya mıdır, İncirlik midir bilinmez. 15 Temmuz’un mimarı Amerikalılar ne demişti: “Erdoğan söz dinlemiyor, Suriye ile savaşmıyor.” Suriye ile savaştırma çabası, bu kez yüzünde Erdoğancılık maskesi olanlardan geliyor. FETÖ’nün yeni dalgaları dendiğinde hamlenin FETÖ’den geleceğine öyle odaklandık ki, görmediğimiz açıdan alacağımız yumruklara hazırlıksızız.

Yerimizin batı olduğunu haykıran laisist garpzedeler ile FETÖ’cü ezoterik garpzedeler aynı tavanın balığı. FETÖ’nün sanal aynası muhafazakar muhitler de. Sûreten ve zâhiren farklı görünmelerinin hiç ama hiç önemi yok. FETÖ’nün ideolojik ve batıcı aidiyet duygusu ne ise laisist ve muhafazakar muhitlerin ideolojik ve batıcı aidiyet duygusu da o. Darbeleri bu aidiyet duygusu yapıyor.

Hem batının Türkiye’yi Ukrayna yapmak istediğini söyleyen, hem de Ukrayna krizinde o batının tarafını tutan muhafazakarların kafası karışık.

AK Parti içinde kimileri hâlâ soğuk savaş aklıyla, Amerika ve batıyla yakın temas modeli sayesinde batının şerrinden emin olunacağını sanmayı sürdürüyor. Amerika’dan dost olmaz. Eski ABD sefiri Jeffrey’nin dediği yaltaklanmayla da tehlike savuşturulmaz. Öyleyse Rusya ve İran’a yaklaşıp dehşet dengesi modeline geçmek gerek. Türkiye’yi batının saldırılarından koruyacak çerçeve Rusya, İran, Irak ve Suriye ile ittifaktır. Bu sayede batıyla da dengeli, müzakereci ve yapıcı bir ilişki geliştirilir. Bundan sonra Türkiye-Atlantik ilişkileri asla normalleşmez. Türkiye emellerinden vazgeçmeyecekler. Normalleşmeden medet umanlar, Türkiye’yi teslim ederler. Bu sebeple 15 Temmuz’un önümüze koyduğu somut gerçek, batıyla dehşet dengesinin kurulmasıdır. Ankara bu dengeyi inşa edecek ideolojik, siyasi ve askeri hamleler yapmalıdır. Batının Türkiye’yi türbülansa, hatta iç savaşa sokma projesini caydırmanın imkanı budur. Batının FETÖ, PKK ve IŞİD/Nusra vs. kozunu Türkiye’nin üzerine süreceğini herkes söylüyor. Suriye’de uygulanan senaryonun hedefi olduğumuzu da iktidar partisi sözcüleri her gün tekrarlıyor.

Türkiye, FETÖ ve muadili tetikçi yapıların ataklarına karşı kendini korumada ne kadar kararlı? Rusya ve İran açılımlarıyla alternatif mi arıyor, yoksa batıyla pazarlıkta el mi yükseltiyor? Eğer Ankara sadece kuzey Suriye’de PKK varlığına yönelik günü birlik çözüm arayışındaysa ne Rusya, ne de İran pragmatist arayışlara cevap verir.

Published inYAZILAR

Be First to Comment

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir