Skip to content

Halife Osman, Hz. Peygamber’in (s) damadı mıydı?

Üçüncü halife Osman b. Affan’ın akraba kayırmacılığı, Hazret-i Peygamber’e (s) her türlü kötülüğü yapan düşman akrabalarıyla gerçekleştirdiği kadrolaşma, yolsuzluk vs. vakaları yüzünden isyanla karşı karşıya kalması İslam tarihinin trajik olaylarındandır. Hazret-i Ali, hayatı boyunca böyle bir bölünme ve toplumsal patlama yaşanmasın diye çok çaba sarfetti. Hz. Peygamber’in (s) Gadir Hum mevkiinde onu kendisinden sonra ümmetin lideri olarak ilan ettiği vasiyetin tutulmaması karşısında kılıcına sarılan sahabeleri de bu sebeple sakinleştirmişti. Osman b. Affan’ın vahim icraatlarına ve onu ağır biçimde tenkit etmesine rağmen Mısır, Basra ve Kufe’den hoşnutsuz Müslümanlar Medine’ye gelip Osman’ın suyunu bile kestiklerinde Ali, kuşatmayı yararak hem su gönderdi, hem de oğulları Hasan ve Hüseyin ile hizmetlisi Kanber’i Osman’a yakın koruma olarak görevlendirdi.

Osman öldürüldüğünde yönetime doldurduğu Ümeyyeoğullarından önde gelen isimler Şam’a Muaviye’nin yanına kaçtı. Bunların başında da ünlü müşrik düşman Mugire b. Şube vardı. Muaviye, Osman’ı isyancılardan korumaya çalışan Ali’yi, Amr b. As’ın önerisiyle Osman’ın katili ilan etti ve Osman’ın kanlı gömleği ile eşi Naile’nin kesik parmağını Şam’da camiye astı.

Osman b. Affan, yönetime kendi akrabalarını doldurmuş olmasına karşın isyan gününde (miladi 656) aşireti Ümeyyeoğullarından bir tek kişi bile yanında değildi. Hal böyleyken Osman katledildiğinde Ümeyyeoğulları ve onların lideri Muaviye, Osman’ın kanını ümmeti paramparça etmenin bahanesi yaptı. “Osman’ın kanlı gömleği” işte o zamandan kalma bir tabir. Şer ve fesat niyetin kamufle edildiği sözde haklılık dayanağı. Türkiye’deki selefi ve muhafazakar muhitin Muaviye’den miras din kültürü.

Bazı araştırmacıların sorduğu önemli bir soru var: Üçüncü halife Osman b. Affan, Hazret-i Peygamber’in (s) damadı mıydı? Damadı idiyse neden isyan sırasında ve sonrasında Peygamber’in (s) damadına hürmetsizlikten kimse hiç bahsetmedi? Hatta acaba Hazret-i Peygamber’in kızı olduğu iddia edilen Rukiye ve Ümmü Gülsüm, Hazret-i Hatice ve Allah Rasülü’nün (s) öz kızları mıydı?

Osman b. Affan popüler Sünni kültürde “zinnureyn” sıfatıyla anılır. Yani “iki nur sahibi”. Buradaki “iki nur”dan kasıt, onun Hz. Peygamber’in (s) iki kızıyla (Rukiye ve Ümmü Gülsüm) ardarda evlendiği iddiasıdır. Önce Rukiye ile, o ölünce Ümmü Gülsüm’le. Osman b. Affan’ın Hz. Peygamber’in (s) damadı olduğu ve sırasıyla iki kızıyla evlendiği iddiası Osman için bir fazilet olarak vurgulanır.

Bazı Şii âlimler, Osman’ın evlendiği Rukiye ve Ümmü Gülsüm’ün Hz. Peygamber (s) ve Hazret-i Hatice’nin öz kızı değil, onların evinde büyümüş kızlar olduğunu öne sürer. İlmî araştırmalar yayınlamasıyla meşhur Tebyan internet sitesinde “Peygamber’in (s) iki kızının Osman’la evlendiği doğru mu?” (http://www.tebyan.net/newindex.aspx?pid=934&articleID=791370) başlıklı makalede mesele etraflıca ele alınıyor ve Osman’ın Rasulullah’ın (s) damadı olmadığı öne sürülüyor. Şeyh Necah el-Tai’nin “İzdivacu’n-Nebi ve Benatuhu” kitabı ile Seyyid Cafer Murtaza’nın “el-Sahih min Sireti’n-Nebiyyi’l-A’zam” kitabından bu görüşün delilleri aktarılıyor. Bu görüşe göre bazı Şii muhakkikler, Rukiye ve Ümmü Gülsüm’ün Hazret-i Hatice’nin kızkardeşinin kızı (yeğeni) olduğunu ve Hazret-i Peygamber’in evinde büyüdükleri için kızı gibi kabul edildiğini savunuyor. Makalede üzerinde durulan noktalar özetle şöyle:

Hazret-i Peygamber’in sireti incelendiğinde tüm rivayetlerde Sıddika-i Tahire Hazret-i Fatıma ile olan yakın ve samimi ilişkisi anlatılır. Hangi seyahate çıksa vedalaştığı son kişi hep Hazret-i Fatıma’ydı. Yolculuktan döndüğünde de ilk yaptığı yine Fatıma’yı görmekti. Bu nedenle Şii ve Sünni ulema Hazret-i Fatıma’nın lakabının “babasının annesi (ümmü ebiha)” olduğunu belirtir. İbn Hacer Askalani Tehzib ve’l-İsabe’de, Zehebi Seyru A’lami’n-Nubela ve el-Kaşif’inde, İbnu’l-Esir Üsdu’l-Gabe’de, İbn Abdilber el-İstiab’da bundan bahseder. Halbuki Hazret-i Peygamber’in aynı şekilde Rukiye ve Ümmü Gülsüm’ün evine uğradığına dair ne Sünni, ne Şii hadis kitaplarında zayıf rivayet dahi yoktur. Rukiye ve Ümmü Gülsüm de Peygamber’in kızı ve Hazret-i Hatice’nin yadigarı iseler ne Mekke’de, ne de Medine’de neden onlarla yakın ilişkisine dair hiçbir bilgi yoktur?

Müşrikler Mekke’de Hazret-i Peygamber Kabe’de namaz kılarken üstüne hayvan işkembesi boşaltarak eziyet ettiklerinde (olayı bizzat gören İbn Mesud’dan Sahih-i Buhari ve Müslim’de aktarılan rivayete göre) yardıma koşan Fatıma’ydı. Yine Rukiye ve Ümmü Gülsüm’den hiçbir iz yoktur. İbn Mesud şöyle diyor: “Bir köşede olayı izliyordum. Peygamber secdedeydi, başını kaldırmıyordu. İşkembeyi Hazret’in omuzlarından almaya cesaret edemedim. Nihayet Fatıma koştu geldi, işkembeyi babasının omuzlarından alıp attı ve bunu yapanları azarladı.

Peygamber Uhud savaşında yaralandığında yaralarını tedavi eden sadece Fatıma’ydı. Rukiye ve Ümmü Gülsüm de kızlarıysa neden onların da babalarının yaralarını tedavi ettiğine ilişkin bir tek rivayet yoktur?

Hazret-i Peygamber’in Hıristiyan din adamlarıyla lanetleştiği meşhur mübahele olayında her iki taraf da birinci derecede ailesini seçti. Peygamber (s) neden ayette (Âl-i İmrân 61) çağrılması emredilen “kadınlar (nisa)” arasından sadece Fatıma’yı seçti? Ayette “kadınlarınız” Peygamber’in kızlarını da kapsadığı halde neden sadece Fatıma’yı yanına aldı da, diğer kızlarını almadı?

Amir b. Saad b. Ebi Vakkas, babasından şöyle naklediyor: Muaviye, Saad’a “Ebu Turab’a (Ali b. Ebi Talib) sövmene mani nedir?” diye sordu. Saad cevap verdi: Üç sebeple hatırı var. Bu şeyler yüzünden ona hiç sövmeyeceğim. Birincisi, mübahele ayeti (Âl-i İmrân 61) nazil olduğunda Allah Rasülü Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin’i çağırdı ve “Allahım, bunlar benim ailemdir” dedi…

Bir diğer önemli konu da, Peygamber’in kızı olduğu iddia edilen Rukiye ve Ümmü Gülsüm’e Medine’de muhacir ve ensardan hiçkimsenin talip olmamasıdır. Bu yönde hiçbir kayıt yoktur. Oysa Peygamber’in kızıyla evlenme onuruna nail olabilmek için muhacir ve ensar adeta yarışmış, bu nedenle Fatıma’yı isteyenlerin ardı arkası kesilmemiştir.

Buhari’nin bir rivayetine göre Ali b. Ebi Talib Fatıma’yla evliyken Ebu Cehil’in kızını istedi. İddiaya göre Fatıma buna çok kızdı ve Peygamber’e şikayet etti. İslam Peygamberi düşmanın kızıyla evlenebilmesi için Fatıma’yı boşamasını istedi. Çünkü Peygamber’in kızıyla düşmanın kızını aynı anda nikah altında tutmak haramdı. Aslında bu rivayet sahih değildir, böyle bir olay yaşanmamıştır. Fakat ilginç olan, Osman, genel kabule göre Peygamber’in kızıyla evliyken Allah düşmanının kızıyla evlenmesine, hem de bunu birkaç kez yapmasına rağmen Peygamber’den hiçbir tepki nakledilmemiş olmasıdır. Halbuki Osman, Rukiye ile evliyken azılı İslam düşmanlarından Şeybe b. Rebia’nın kızı Remle’yle evlendi ve onunla Medine’ye geldi. Soru şudur: Peygamber’in kızıyla düşmanın kızını aynı anda nikah altında tutmak haramsa ve Osman da Ali gibi Peygamber’in damadıysa Peygamber’den (s) neden Osman’a da tepki rivayet edilmemiştir?

Buhari rivayetine göre birisi Abdullah b. Ömer’in yanına geldi. Maksadı onun Osman ve Ali hakkındaki görüşünü öğrenmekti. İbn Ömer, Osman ve Ali’yi mukayese etmeye başladı: “Allah onun [Osman’ın] günahını [Uhud savaşından kaçması] affetti. Fakat siz onu affetmeye yanaşmıyorsunuz [Osman’a isyanı kastederek]. Ali’ye gelince, o, Peygamber’in amcasının oğlu ve damadıdır.” İbn Ömer’in Osman’dan sadece Uhud savaşından kaçmakla işlediği günahın affedildiğini söyleyerek bahsettiğine dikkat edilmeli. Damadı olduğunu konu etmemiş, bağışlanması için en önemli nokta olarak Uhud savaşından kaçanların Allah tarafından bağışlandığı gerekçesini göstermiştir. Ama Ali’den bahsederken damadı olduğunu özellikle vurgulamıştır. Osman Peygamber’in damadı olsaydı İbn Ömer ve başkaları isyan sırasında Osman’ı bu önemli özelliğiyle mutlaka savunurlardı.

Hz. Fatıma, babasının vefatından sonra babasından miras Fedek arsasına el konmasına tepki gösterirken mescidde bir hutbe irad etti. Ehl-i Sünnet kaynakları bu hutbeyi nakleder. Hutbede şöyle dedi: “Ben Fatıma’yım. Babam Muhammed. Benim babam başka hiçbir kadının babası değildir.” O sırada onu dinleyen Osman ve diğer sahabeler (özellikle de Ali ve Fatıma’ya karşı olanlar), Osman eğer Peygamber’in damadı olsaydı ona itiraz eder ve Rukiye ve Ümmü Gülsüm’ün de Peygamber’in kızı olduğunu söylerdi. Kimse çıkıp böyle bir şey söylemedi.

İbnu’l-Dımeşki ve Muhibbuddin Taberi şöyle yazar: Allah Rasülü Ali’ye buyurdu ki, “Ey Ali, Allah Teala’nın sana bahşettiği üç lütuf hiç kimsede, hatta bende bile yok. Biri, benim gibi bir babanın kızıyla evli olman. İkincisi, sana pâk, doğru sözlü ve inci tanesi bir eşle merhamet etmesi. Üçüncüsü, Hasan ve Hüseyin’e sahip olman. Ben sizdenim, siz de bendensiniz.” Rivayette Hz. Peygamber, Ali’den başka hiç kimsenin kızının kocası olmadığını ve başka bir kızı bulunmadığını net biçimde söylemiştir.

Osman b. Affan’a isyan eden sahabeler ve çeşitli bölgelerden Müslümanlar, onu, Peygamber’in hürmet edilmesi gereken damadı görseydi bu mutlaka rivayetlerde yer alırdı. Ayrıca Osman’ın kendi aşireti Ümeyyeoğullarının elinde böyle bir dayanak olsaydı bunu sonuna kadar kullanırlardı. Bilakis Osman’ın Müslüman mezarlığına defni bile engellendi. Yahudi mezarlığına gömüldü. Zamanla Baki mezarlığı büyüdükçe bu mezarlığını da içine aldı.

İsyan sırasında Osman b. Affan’ın katledilmesine hiçbir şekilde engel olmayan Ümeyyeoğullarının başı Muaviye b. Ebu Süfyan, olaydan sonra Müslümanlar Hz. Ali’yi lider olarak seçince, Medine’den kendisine gönderilen Osman’ın kanlı gömleğini bayraklaştırdı ve sözde Osman’ın kanının hesabını Ali’den sormayı bahane ederek isyan örgütlemeye çalıştı. Başardı da. Hem ümmetin bölünüp parçalanmasını sağladı, hem de kendine has bir din kültürü icat etmeyi.

O gün bugündür Hz. Peygamber’in (s) ümmeti nifak ve fesat esnafından yakasını kurtaramıyor. Vahdet yüzü göremiyor. Ehl-i Sünnet’in önemli âlimlerinin, Muaviye’yi dışlamakla birlikte onun yolaçtığı iç savaş ve kargaşayı konuşup tartışmayarak unutturma çabası ise Muaviye’nin icat ettiği din kültürünün kökleşmesine sebep oldu sadece.

Published inYAZILAR

Be First to Comment

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir