Skip to content

Opus Dei ve Cizvitlerle mukayeseye cesaret edemeyince Müslümanı hedef alıp Alamut’a küfretmek

Gülencilik örgütü Opus Dei ve Cizvitlerle mukayeseye tam oturduğu halde neden bunu tercih etmediler de, İsmaili Şiasına nefret saçan, oryantalistlerin “haşhaşi” iftirasını kullandılar?

Muhtemelen FETÖ’yü Vatikan’la ilişkilendirip batıyı kızdırmamak için Opus Dei denmemesi öğütlendi ve hep yapıldığı gibi kolay hedef Müslümanlığı gözden çıkarıp “haşhaşi” denerek Alamut kalesi karalandı. Ya da İsmaililik ve Alamut konusunda kapkaranlık bir cehalet var. Diğer bir çok konuda olduğu gibi. Dönem kaynağı olmayan, beşinci el bilgiler ve Avrupalı oryantalistlerin fantezi ve uydurmalarıyla Hasan Sabbah anlatan cahil kaynıyor Türkiye.

Batılı oryantalistin Osmanlı için “harem” fantezilerinin tıpkısı Alamut için “haşhaşi” fantezileri. Müslümanım diyen gafiller de o fantezileri tepe tepe kullanıyor. İsmaililik üzerine yayın fakiri ve uzmansız bir ülkede Alamut cemaati üzerine bu kadar çok konuşan çıkması cahil cesaretinin deneysel kanıtı.

Haber7.com’da Mehmet Ali Bulut isimli yazar şöyle yazmıştı: “Hasan Sabbah ile birlikte İran, yüreğinde sakladığı muhabbete düşmanlık anlayışını (yani Ehl-i Sünnet’e sürekli muhalefeti/düşmanlığı) meslek haline getirmiştir.” Hem koyu adavet, hem de kopkoyu cehalet. Oysa Sünniliğin ocağı ve merkezi İran, Hasan Sabbah döneminde Sünniydi. Hasan Sabbah’tan ikiyüz yıl sonra Şiileşti. Cahil yazar, Sünni İran’ın Sünniliğe düşmanlık ettiğini söyleyecek kadar mevzudan habersiz. Ama o cehalete rağmen itham edecek kadar da sorumsuz, insafsız, izansız, vicdansız.

Gülencilik örgütünün tıpatıp emsali Opus Dei. Onu bizim dünyamızdan isyankâr Alamut cemaatine benzeten Erdoğan’ın komplo kurbanı olduğunu söyleyebiliriz. Halbuki Erdoğan’ın etrafında davaya sâdık insan evladı bulunsaydı ona Alamut cemaatini karalayan benzetmenin gavurun işine yaradığını söyler, Avrupalı oryantalistlerin Alamut cemaatini karalamak için kullandığı “haşhaşi” nitelemesine itiraz ederdi. Belki de Atlantikçiler, tarihsel misyonla Alamut cemaatine “haşhaşçı” dedirtip Gülenciliğin kaynağı Opus Dei’yi kolladı, kolluyor.

Bir yoruma göre “Alamut” Farsça “ele (ceza)” ve “emut (eğitim)” kelimelerinden oluşuyor. Eskiden “Eleâmût” derlermiş. Bir yoruma göre de “Alamut”un manası “eğitim kartalı”. Meselesin hakikati ise şu: Ehl-i Beyt’in anlatılmasına kılıçla mani olan ve dâileri katleden câir/zorba sultanın karşısına Hasan Sabbah fedai savunmasıyla çıktı. Alamut kalesi ilim, irfan, maneviyat, felsefe, edebiyat, sanatın ocağıydı. Moğollar yakıp yıkana dek binlerce kitabı olan kütüphanesi vardı. Alamut cemaatinin kendini anlattığı eserlerin tamamı imha edildi. Hasan Sabbah hakkında kullanılan kaynakların tamamı karşı propaganda yazıları.

Emeviler, Abbasiler ve Selçuklu emirleri gönüllerince insan katledip ırza geçtikleri, şehir ve ev basıp malları yağmaladıkları halde bu başıbozukluğa direniş örgütleyen Alamut cemaatini lanetliyorlar. Vezir Nizamülmülk’ün farklı düşünce ve inançları imha kampanyasından ve Hasan Sabbah’ı bu yüzden öldürme çabasından hiç bahsetmeden ona suikastten sözedilebilir mi? Muktedire “gayri meşrusun” diyen Hasan Sabbah’a iftira atmaktan başka ellerinde hiçbir imkan yoktu. Karaladılar, kirli propaganda yaptılar. Hasan Sabbah, “en kurnaz olanın iktidarı ele geçirdiği” bir kültürde, İslam’ın entrika dini değil, ilke ve haram-helal dini olduğunu anlattı. Bu yüzden peşine düştüler. O da peşine düşenlerin peşine düştü. Mesele bundan ibaret.

Published inYAZILAR

Be First to Comment

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir