Skip to content

Suriye’de gelinen sonucu, facianın birinci derecede faillerine 2011’de ikaz etmiştik

Suriye’de önemli olan terörün bitmesi ve masumlara zarar veren terörle mücadelenin son bulmasıydı. Bu başarıldı. Suriye’de şiddetin hiç başlamamasını dilemiş, şu anda masif mezhepçi, savaş yanlısı, kışkırtıcı, provokatif yayınlar yapan televizyonlarda bu temenniyi açık biçimde dile getirmiştik.

Ne yazık ki temennimizin aksi oldu ve Türkiye’de vahhabilikle aşılanmış bir tür dindarlık Suriye’yi tarumar eden yıkım projesinin aktörü olmaya hevesle öne atıldı. Amerika’nın liderliğini yaptığı batılı ve ortadoğulu devletlerin onbinlerce vahşi teröristi Suriye’ye sokmasıyla yakın tarihin en büyük tahribatı Suriye’de yaşandı. İçi dışına çıkmış, çürümüş, kokuşmuş dindarlık türünün akla hayale sığmayacak yalan haberler ve sahte fotoğraflarla “zalim Esad” diye inlemesi gerçeği örtemedi. Gerçek, Suriye’yi yıkıp bölüp Ortadoğu’da İsrail ve Suudi Arabistan’a ilave yeni bir karakol kurma projesiydi. İran ve Suriye’nin kararlı direnişiyle bu plan fiyaskoyla sonuçlandı.

Suriye’de hükümet darbesi gerçekleştirme planın çöpe gittiğini tescil eden gelişme Halep’in teröristlerden kurtarılmasıydı. Suriye ordusu Halep’i teröristten arındırmakla Türkiye’yi büyük bir tehdit, gaile ve beladan kurtardı. Müteşekkir ve minnettar olmalıyız.

Fakat ne yazık ki terörle Suriye’yi işgal etme planı (hükümetimiz 15 Temmuz darbesi için aynı tabiri kullanıyor) ve bu plana direniş sırasında çok sayıda masum hayatını kaybetti. Batılı ülkelerin yolaçtıkları faciadan kendilerini sıyırmak için Suriye hükümetini, İran’ı ve Rusya’yı suçlaması hakikati değiştirmez. Bu facianın birinci derecede faili batı âlemi ve onların müttefiki diğer devletlerdir.

Hain olmadığı takdirde hiçbir devlet ve hükümet, ülkesini yabancı güçlerin ve onların güdümündeki teröristlerin işgal etmesine izin vermez. Suriye’nin de ülkeyi teröristlere ve saldırganlara teslim etmeyeceği baştan belliydi. Amerika ve müttefikleri Suriye hükümetinin terörle mücadeleden asla vazgeçmeyeceğini ve bu sırada masumların hayatını kaybedeceğini bilerek Suriye’ye saldırdı. Başaramayacakları ortaya çıktığında masumlar için sözde gözyaşı dökmeye başladılar. Ama teröristlerin katlettiği binlerce masum için bir damla gözyaşını bile ziyan etmediler. Batının “müslüman” müttefikleri de öyle.

2011’de “Sakın silah olmasın, demokratik değişim silahla olmaz. Silaha sarılınırsa devlet karşılık verir, teröristlerin imha edilmesi neyse ama, masumlar zarar görür” demiştik. Dediğimiz gibi oldu. Bunu bilerek Suriye’ye operasyon çekmeye çalışanlar bu tablonun birinci derecede failidir. Zaten o failler Suriye’ye saldırmalarının bedelini ağır biçimde ödüyor. Avrupa başkentlerinde bombalar patlıyor, Amerika şehirlerinde teröristler hiç beklenmedik anlarda insanları katlediyor, Riyad’ın kasası boşaldı, Ürdün çöküşün eşiğinde, Katar içine kapandı, Bahreyn’de saltanat yıkılmayla karşı karşıya, Yemen Suudilerin tasallutundan kurtarıldı ve Suudi saldırganlığıyla artık Arabistan topraklarında savaşıyor. Liste uzun.

Suriye faciasını başlatanların ibret alması gereken bir tablo bu. Bizim 2011’de ikaz ettiğimiz tablo.

Published inYAZILAR

Be First to Comment

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir