Skip to content

“Türkiye, selefi yapıların terörüyle mücadele edebilmek için devlet içindeki karanlık yapıları tasfiye etmelidir.”

2012’de Independent yazınca Türkiye’deki dışpolitika edebiyatında hemen dolaşıma giren “Hatay’ın Peşaverleşmesi” tabirini Independent’tan çok önce bu fakir ifade etmişti. Teröristlerin Türkiye-Suriye sınırında bir Veziristan edinmeye çalıştığını da ikaz etmiştik. Pakistan’ın 80’li yıllarda Afganistan savaşındaki rolü ile 2011’de başlayan Suriye savaşında Türkiye’ye dayatılan rolün benzerliğini de. Afganistan’da Sovyetler Birliği’ne karşı anti-komünist hassasiyet Türkiye’de nasıl seferber edildiyse, Suriye savaşında da aynı kesimler bu kez Şii karşıtlığıyla İran’a ve Rus karşıtlığıyla Rusya’ya karşı seferber edildi. İkisi de CIA karargahında üretilmiş projeydi.

Türkiye’de vahhabi kırması bir tür dindarlık veya muhafazakarlık, seyretilmiş dindarlık ve maneviyatı nedeniyle, Allah Rasülü’nün aynı delikten iki kere ısırılmama uyarısını hiçe sayıp aynı CIA deliğinden bin kere ısırılabiliyor.

2012 ve 2013 boyunca bu hakikati anlatmaya çalıştık. O yüzden FETÖ 2011’de bizi hedef aldı ve eğer 2013 sonunda 17-25 Aralık darbesini başarsaydı hapse atıp susturacaktı.

O yıllarda Türkiye’nin yüzleşeceği hakikati şöyle özetliyor ve FETÖ’nün bam teline basıyorduk: “Türkiye, selefi yapıların terörüyle mücadele edebilmek için devlet içindeki karanlık yapıları tasfiye etmelidir.”

İşte bu nedenle FETÖ, medyanın hiçbir yerinde olmayışımıza, devlet ve iktidarla hiçbir temasımız bulunmamasına, cemaat lideri, siyasetçi vs. olmamamıza rağmen bu fakir aleyhinde akıl almaz suçlamalar ve iftiralarla iddianame düzenledi.

Published inYAZILAR

Be First to Comment

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir